Sağlıklı Yaşamın Sırrı Organik Beslenme Peki Ya Yanlış Bilinenler 90 07.02.2019, 06:39
Sağlıklı Yaşamın Sırrı Organik Beslenme! Peki Ya Yanlış Bilinenler?

Sağlıklı Yaşamın Sırrı Organik Beslenme! Peki Ya Yanlış Bilinenler?

Sağlıklı Yaşamın Sırrı Organik Beslenme! Peki Ya Yanlış Bilinenler? Organik kavramı Nedir ? Organik Beslenmenin Yararları.

Organik ne demek? Doğal ne demek? Sentetik ne demek? Ekolojik ne demek?

ORGANİK

En baştan söylemek gerek; son yıllarda hayatımıza giriş yapan onca organik etiketine rağmen, etrafımız son derece sentetik ürünlerle çevrili. Aslında çok iyi bildiğimizi düşündüğümüz organik, sentetik veya doğal gibi kavramların sınırlarının nerede bitip nerede başladıklarını pek de iyi bilemiyoruz.

Organik kavramı Nedir ?

ticari ürünler ve tüketim malzemeleri söz konusu olduğunda, genel anlamıyla, üretim sürecinde insan yapımı hiçbir kimyasal maddeye maruz kalmayan ürünlere aittir. Farklı çalışma alanlarında bu “organik” kelimesinin farklı anlamları olduğunu, bu anlam farklılıklarının da yeri geldiğinde kavram karmaşalarına sebebiyet verdiğini her zaman akılda tutmak gerek. Örneğin, organik terimi, kimya için farklı bir anlama gelmekte ve yapısında karbon, hidrojen ve oksijen içeren kimyasal bileşikler manasını taşımaktadır… Ve insan sağlığı için çok ama çok zararlı organik bileşikler de var (Poliaromatik hidrokarbolar (PAH), organofosfatlar, vb.)!

Dolayısıyla, bundan sonrasında daha iyi anlaşabilmek ve kavram karmaşasından, daha da önemlisi, sahtekarların “şerrinden” kaçınmak için kendimize, tüketim ürünlerine yönelik olarak bu kavramlarla ilgili ufak bir başucu notu yazalım.

Organik Ürün (Organic Product):Yukarıda da yazdığım gibi organik ürünler, yapımlarında veya üretimlerinde hiçbir şekilde insan yapımı kimyasal maddelere maruz kalmayan, genetiği değiştirilmiş herhangi bir organizma kullanılmayan ürünler olarak tanımlanmaktadır. Organik ürünlerin, ilgili regülasyonlara göre izin verilen içerebilecekleri kimyasal madde içerikleri, organik olmayanlara göre daha kısıtlıdır. Yani lütfen şunu bilin ki%100 kimyasalsız hiçbir şey yoktur. Sadece, insan sağlığına zararlı olduğu araştırmalarla belirlenen miktarın altında ve üstünde kimyasal içeren ve bir de mümkün olan en azını içeren şeyler vardır. Ancak unutmayalım ki test sonuçları asla mutlak değildir ve yeniden yorumlanabilir.

Doğal (Natural):Doğada herhangi bir işlem görmeden bulunan her şey, doğal olarak nitelendirilebilir. Kerteriz alınması gereken, taklit edilecekse de mümkün mertebe en iyi şekilde taklit edilmeye çalışılması gerekendir. Bildiğimiz her şeyin kaynağı ve çıkış noktası doğadır.

Sentetik (Synthetic):Sentez yöntemiyle ortaya çıkartılan her türlü insan yapımı nesne, sentetik olarak nitelendirilir. Genetiği değiştirilmiş organizmalar, azot gübreleri gibi konular sentetik başlığı altında toplanır. Ancak “doğal” her zaman sağlıklı olmadığı gibi, “sentetik” de her zaman sağlıksız değildir. Sentetikleri iki türe ayırmak doğru bir bakış açısı olur: Doğada eşleniği bulunan sentetikler ve doğada eşleniği olmayan tamamen “laboratuvar üretimi” olan sentetikler. Doğada eşleniği bulunanlara şöyle bir örnek verelim; laboratuvarda su üretmek çok basit bir işlemdir. Ancak suyun insan sağlığı için kalitesini içerisindeki safsızlık oranı ve mineral oranı belirler. Bunu ise suyun elde edilmeyöntemibelirler. Saf su, insan sağlığı için son derece zararlıdır. Doğada bulunan her su iyi midir peki? Asla! Mesela, mineral içeriği fazla olan sular insan sağlığı için zararlı olabilmektedir. Laboratuvar üretimi sentetikler ise illa ki zararlı olacak diye bir kaide yoktur; ancak milyonlarca yıldır içerisinde yaşadığımız doğanın kendi içerisinde oluşmuş olmadıklarını ve dolayısıyla “yeni” olduklarını unutmamak gerek. Milyonlarca yılda evrimleşen vücutlarımızın ise pek sevdiği bir şey değil ani yenilikler; etkilerini öngörmek pek de mümkün değil.

Ekolojik (Ecologic):En basit tabiri ile doğa dostu olarak tanımlanabilir. Esasında ekoloji, canlıların birbirleriyle ve yaşadıkları çevre ile olan ilişkilerini inceleyen bir biyoloji alt dalıdır. Ekolojik ise, olayları ve varlıkları canlılar arasındaki bu ilişkiler çerçevesinde niteleyen bir sıfat. Ancak bu kavram her şeye ama her şeye atfedilmektedir – ki bunun gibi yersiz kullanımlar, tüketim trendini yakalama kaygısı içinde  “organik” kavramı için de sıklıkla yapılıyor – ve içerisindeki bazı değerlerini yitirmektedir. Tüketim ürünleri çerçevesinde, ekolojik kavramını daha iyi anlamak için doğada %100 çözünebilir ürün ve ambalaja sahip ürünleri, mümkün olduğunca az enerji harcanarak ve proses atıkları tamamen geri dönüştürülen “yeşil prosesler” ile üretilmiş ürünleri ve canlılara eziyet etmeden üretilen ürünleri ekolojik başlığı altında toparlayabiliriz. Yani idealde, canlılar arasındaki ekolojiye/ilişkiye zarar vermeyen, besin zincirini bozmayan, çevreyi kirletmeyen ürünlerdir ekolojik ürünler.

Sanayi devrimi öncesinde sentetik üretim yapabilmek çok meşakkatli ve detaylı bir işti. Ne kadar ironik ki, bugün, tamamen doğal, doğa dostu veorganikbir üretim yapabilmek aynı şekilde meşakkatli ve detaylı bir iş haline geldi. Organik ve sentetik, iki ayrışan kutba dair birer üretim yöntemi olarak görülse de organik ürünlerin hızı ve üretim miktarı, artan insan nüfusunun ihtiyaçlarını karşılayamayacağı için ve sentetik ürünlerin insan sağlığına ve dahası doğaya olan zararlarının önüne geçilemeyecek seviyeye geldiğimiz için gelecekte, organosentetik diyebileceğimiz bir yönteme geçiş yapmak insanoğlunun yegane çaresi ve takınabileceği en doğru tutum olacaktır. İnsanlığım tümü için, pozitif bakış açısındaki en makul sonuç bu olur.

Sağlıklı Yaşamın Sırrı Organik Beslenme!

Çünkü kabul edelim, bireysel girişimler olsa da insanlığın tamamı için kollektif bir “sanayi devrimi öncesine dönüş hareketi” mümkün olabilecek bir şey değil. Bu fikir bir ütopya mı distopya mı, o da belli değil. Zira insanlığın gelişimine baktığımızda bugün vakit ayırabildiğimiz entelektüel aktivitelerimize sanayi devrimi öncesinde – burjuvazi haricinde – pek de vakit ayrılamıyordu. Esasentutumile ilgili bu tartışmayı burada sonlandırıyor ve şu an için en önemli konuya gelmek istiyorum. Rafta gördüklerimiz veya tükettiklerimizin ne kadarı organik?

Denetim sistemlerinin az gelişmiş olduğu bir dünya, bizlerin bilinçlenmesini zorunlu hale getiriyor. “Organik beslenelim mi?” sorgulamadan önce, “Organik olduğu söylenen ve elbette ki esas amacı kâr elde etmek olan ticari işletmelerin pazara sundukları ürünler gerçekten organik mi?” konusunu sorgulamak çok önemli. Kraft kağıt (bizim bildiğimiz kese kağıdının yeni adı diyebiliriz) ile ambalajlanmış ürünlerin hepsini organik zannetmeyelim.

Gıda üzerinden gidecek olursak, organik gıdanın en ideal hali nedir biliyor musunuz?

Köydeki teyzenizin/amcanızın,uzun süredir sentetik gübre görmemiştoprağa ektiği,orijinal ve genetiği değiştirilmemiş tohumlardanbüyüyen fidenin;güneş ışığı alarakvebiyolojikvekimyasal olarak kirlenmemişbir su kaynağından gelen suyla sulanarak, doğada yaşayan veantibiyotikli yemlerle değil,kimyasal olarak kirlenmemiş bir ortamdadoğal ve serbestçe beslenenhayvanın dışkısıveya endüstriyel olarak üretilmemişkompostgibi, tamamen doğadan edinilen gübreler ile desteklenerek,mevsimindeverdiği domates,organiktir.

Gıdanın en az derecede insan sağlığına zararlı ve idealde doğal hali ortaya çıkartıldıktan sonra ürünün “organik” olduğunu belirleyen; daha doğrusu ürün, regülasyonları çoktan ikna etmiş olsa da raftan satın alınması için tüketiciyi organikliği konusunda ikna etmesi için söz konusu olan başka faktörler de var. Tüketici bilinçlendikçe de ikna edilmesi zorlaşır. Lojistik süreçleri ekolojik, ambalaj materyalleri ekolojik ve organik ve tüketiciyle buluştuğu yerdeki sergileme çözümü dahi ekolojik olduğu takdirde ürün, gidilmek istenen ideal noktaya ulaşır.

Bizlere düşen, en azından yukarıda anlattığım kavramları çok iyi öğrenmek ve her zaman yerli yerinde kullanmak ve bizlere sunulan ürünlerin gerçek nitelikleri konusunda yüksek seviyede sorgulayıcı bir tutum geliştirmektir.

Bir sonrakine dek, görüşmek üzere.

Hayati Kandiyoti

Hayati Kandiyoti

1989 yılının Mart ayında İstanbul’da doğmuştur. Kadıköy Anadolu Lisesi’nden mezun olduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’nde kimya mühendisliği eğitimini tamamlamıştır. Kökleri Endülüs’e dayanan bir Sefarad, aklıselim bir spiritüalist ve her çeşidin birlikte eridiği kozmopolit pota İstanbul’un daimi bir sakinidir.

Sağlıklı Yaşamın Sırrı Organik Beslenme Peki Ya Yanlış BilinenlerGoruntuler Fotograf fotograflar resim

Related news

  • Kendi elleriyle bir sırt çantası dikmek nasıl
  • Yazın Muhtemelen Sizin de Yaptığınız 8 Cilt Bakım Hatası
  • Restoran Ribai Kazan, 3 (Saint-Petersburg): açıklama, fotoğraf ve yorumlar

  • Sağlıklı Yaşamın Sırrı Organik Beslenme Peki Ya Yanlış Bilinenler 23

    Sağlıklı Yaşamın Sırrı Organik Beslenme Peki Ya Yanlış Bilinenler


    Sağlıklı Yaşamın Sırrı Organik Beslenme Peki Ya Yanlış Bilinenler 90

    Sağlıklı Yaşamın Sırrı Organik Beslenme Peki Ya Yanlış Bilinenler 67

    Sağlıklı Yaşamın Sırrı Organik Beslenme Peki Ya Yanlış Bilinenler 30

    Sağlıklı Yaşamın Sırrı Organik Beslenme Peki Ya Yanlış Bilinenler 45

    Sağlıklı Yaşamın Sırrı Organik Beslenme Peki Ya Yanlış Bilinenler 67

    Sağlıklı Yaşamın Sırrı Organik Beslenme Peki Ya Yanlış Bilinenler 66